Ana sayfa Çocuk Gelişimi Alan gezilerinin önemi

Alan gezilerinin önemi

61

Alan gezisi, bir konuyu soyut olarak öğretmektense, çocuğu o alana götürüp somut olarak öğrenmesini sağlamaktır.

Piaget, çocukların doğar doğmaz her şeyi öğrendiklerini ve aktif birer varlık olduklarını vurgulamıştır. Bireyin bilişsel gelişimini kademelere ayırmıştır. Bunlardan 2-6 yaşı kapsayan işlem öncesi ve 6-11 yaşı kapsayan somut işlemler döneminde çocukların bir şeyi anlamlandırması için onu somut olarak gözlemlemesi gerekir. Bu bilgilerden yola çıkarak okul öncesi ve ilkokul döneminde ebeveynler ve öğretmenler, çocuklara öğretecekleri konuları alan gezileri ile desteklerler.

Alan gezileri, çocukların problem çözme, olayı yerinde gözlemleme ve doğrudan öğrenmesini sağlar. Aynı zamanda çocuklar, kendi yaşadıkları alanlar dışında farklı ortamları gözlemler ve bunları hafızasına kolaylıkla kaydeder.

Ebeveynler ve öğretmenler alan gezilerini planlarken bunu üç aşamada ele almalıdır.

  • Gezi öncesi
  • Gezi sırası
  • Gezi sonrası

Gezi öncesinde, çocuğa ne öğretileceği ve onun için en uygun alan belirlenmelidir. Çocuğa hangi kavramları nasıl ve nerede vereceğini planlamalıdır.

Gezi sırasında ise çocukları gözlemlemeli ve ara ara, çocukları sıkmadan bilgiler vermelidir. Çocukların mutlaka soruları olacaktır. Bu sorulara cevap verilmelidir.

Gezi sonrası aşaması ise artık gezinin bittiği ve eve/okula dönüş aşamasıdır. Bu aşamada öğretmen veya ebeveynler çocukları değerlendirir. Orada neleri gözlemlediğine, neleri öğrendiğini ölçer. Gezi sonrası değerlendirme aşamasında ise çocuklara bununla ilgili resimler çizdirilebilir, dramalar yaptırılabilir.

Örneğin bir doğa olayını soyut olarak, çocukların oturduğu yerden anlatmaktansa, bir gezi düzenlenip o olayları çocuğun yerinde görmesini sağlamalıyız. Bu, sonbaharın gelişi de olabilir, karıncaların nasıl çalıştıkları da olabilir. Konu tamamen size ait.

Siz de çocuğunuza yeni şeyleri yerinde öğrenmesine olanak tanıyın. Çocuk her şeyi somut olarak öğrenmek ister. Siz de ona bu fırsatı sunun.

Yazar: Mısra Kara